31 Ekim 2013 Perşembe

Teniste 15 30 40 puanlama sistemi ve ve tenisteki ilginç terimler nereden geliyor?



Teniste ki bu ilginç puanlama sistemi tenis severlerin her zaman kafasını kurcalamış, bazılarımızın “bunun sistemide böyleymiş canım” diye üzerinde durmadan geçiştirdiği bir konudur. Aslına bakarsanız teniste ki puanlama sisteminin net bir cevabı yok. Farklı kaynaklarda farklı söylentiler mevcut. En çok tutarlı olanlardan bir kaçını anlatmak gerekirse şöyle : Tenis çok eskilere dayanan bir spor olduğu için, eski zamanlarda saat kadranında ki 60’lık zaman dilimi geçerliydi. Oyuncular bu 60’lık zaman dilimine göre 15 - 30 - 45  şeklinde devam eden puanlar alıyordu. 4.cü sayı alındığında 60 söylenmiyor tur tamamlandığı için “oyun” deniliyordu. Peki o halde 45 olması gerekirken bu 40 nereden çıkmıştı? Bunun dayandırılan cevabıysa şu : iki tenisçide 3’er sayı alıp 45’e ulaştığında, kazanmak için ardarda iki sayı kazanılması gerektiğinden 60’dan 75’e uzuyordu ve sistem bozuluyordu. Bu nedenle, 3.cü kazanılan sayı 40’a düşürülüp, eşitlik durumunda kazanılan diğer iki sayı 10’ar sayılıp 60’a tamamlanıyordu ve sorun çözülmüş oluyordu.



İkinci düşünce ise :  Orta çağda çizginin gerisinden ilk servis atıldığında kazanan kişi 15 ayak öne yürür ve servisi oradan atar. İkinci servis yine aynı şekilde olur ve sıra üçüncü servise geldiğinde atılacak olan 15 ayak fileyi geçer ve 10 ayakta kalır ve böyle 14 30 40’lık sayı sistemi ortaya çıkmış olur.
Üçüncü düşünce : Fransızca 15 quinze (kenz) 30 Trente (trent) 45 quaranta-cing (tarant-senk) olarak söylenir. 15 ve 30 sayıları tek kelime iken, 45 rakamı iki kelimeyle söylenir ve eski tarihlerde mikrafonsuz megafonsuz ortamda söylenişi uzun ve duyurması zor olduğu için kısaltılarak 40 quarante (karant) deniliyor.


Tenisle ilgili akla takılan diğer bir iki soruya da açıklama getirmek gerekirse. Eşitlik durumunda söylenen “deuce” söylemidir. Bu da fransızca “deux” yani “dö” olarak iki anlamına geliyor eşitliği ifade ediyor. Oyunun literatüründe ki karşılığı “deux a jouer” yani oyuna iki kaldı anlamında.
Sıfıra “love” denmesi, ingilizce aşk anlamına gelen bu sözcüğün ingilizceyle bir ilgisi yok, fransızcada ki “l’oef” yani yumurta dan gelmektedir. Yumurtanın şekil itibariyle sıfır sayısının şeklini anımsatmasıyla fransızlar sıfıra l’oef yani fonetik olarak “lov” derler.


Ace kelimesi ise, iskambilden de bilindiği gibi 1’li veya As anlamındadır. Tıpkı deuce kelimesinin 2 ile bağdaştırılması gibi. Karşıya atılan tek vuruş, karşılanamayan direk vuruş manasındadır.
Tenis kelimesinin nereden geldiği üzerine ayrı bir makale yazmak gerekir çünkü çok çeşitli rivayetler var ama en mantıklı olanı, oyun oynanırken oyunculardan birinin topu atarken, “Tenez!” (töne) diye bağırmasıyla ortaya çıkmıştır. “Tenez” kelimesinin Türkçe karşılığı, geliyor yakala!, tut!, haydi karşıla!, gibi bir anlama gelir…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder